Havai Fişeği Kim Atabilir? İzmir Gecelerinde Başlayan Küçük Bir Felsefe Krizi Hoş geldiniz! Ciho olarak bu yazımızda “Havai fişeği kim atabilir” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz. İzmir’de yaz akşamı başka bir şey. Denizden gelen rüzgâr saçları dağıtırken, bir yandan kokoreç kokusu, bir yandan sahilde yürüyen insanların “hayat çok güzel ama biraz da pahalı” bakışı… Tam o anda bir yerden “pat!” diye bir ses geliyor ve herkesin kafası aynı anda yukarı kalkıyor. Ben de kalkıyorum. Ama sadece kafam değil… zihnim de kalkıyor. Çünkü içimdeki o fazla düşünen 25 yaşındaki ben hemen soruyu bırakıyor ortaya: “Havai fişeği kim atabilir?” Bu soru ilk bakışta…
Yorum BırakEtiket: de
İran ve Türkiye dost mu? Açık konuşalım: “İran ve Türkiye dost mu?” sorusuna romantik bir cevap vermek istiyorsan yanlış yerdesin. Ben İzmir’de yaşayan, sosyal medyada gündemi kaçırmayan, tartışmayı seven 28 yaşında biri olarak şunu net söylüyorum: Bu ilişki dostluktan çok “zorunlu komşuluk ve kontrollü rekabet” karışımı bir şey. Hani aynı apartmanda oturup birbirinin kapısını çok da çalmayan ama elektrik kesilince “sizde de mi gitti?” diye yoklayan komşular gibi. İşin güzel tarafı da var, problemli tarafı da. Ama baştan söyleyeyim: Ortada Hollywood tipi bir “stratejik kardeşlik” hikâyesi yok. Tarihsel komşuluk: zorunlu dostluk mu? Türkiye ve İran yüzyıllardır yan yana yaşayan iki…
Yorum BırakKaç Defa Kan Verince Altın? Vampir Olmadan Kahraman Olmanın Rehberi Hayatta bazı şeyler vardır ki, hem sizi kahraman yapar hem de hiç beklemediğiniz bir anda “altın” statüsüne taşır. Evet, bahsettiğimiz şey kan vermek! Ama öyle “bir kere verdim, hemen süper kahraman oldum” gibi bir şey değil bu… İşin içinde hem strateji var, hem empati, hem de bol bol espri malzemesi. Hazırsanız, kan bağışı dünyasının en eğlenceli rehberine hoş geldiniz! — Altın Bağışçı Olmak: Vampirlik Değil, İnsanlık Meselesi “Kaç defa kan verince altın olunur?” sorusu aslında kulağa bir video oyunu görevi gibi geliyor değil mi? Hani “3 sefer bronz, 10 sefer…
8 YorumŞeyleşme Karl Marks Ne Demek? Tarihsel Bir Bakışla İnsanlığın Nesneleşme Serüveni Bir tarihçi olarak geçmişi incelerken en çok dikkatimi çeken şey, insanın kendi yarattığı sistemlerin içinde giderek kendi özünden uzaklaşmasıdır. Sanayi devriminin dumanlı fabrikalarından bugünün dijital ekranlarına kadar uzanan bu süreçte, insan emeğinin anlamı ve değeri sürekli dönüşmüştür. Karl Marks’ın “şeyleşme” dediği kavram, işte bu yabancılaşmanın en çarpıcı ifadesidir. Peki, “şeyleşme” ne demektir? Ve neden bugün hâlâ bu kadar önemlidir? Şeyleşmenin Kökeni: Emeğin Nesneleşmesi Karl Marks’ın şeyleşme kavramı, onun yabancılaşma teorisinin bir uzantısıdır. Marks’a göre kapitalist sistemde insan emeği, artık insanın kendisini ifade ettiği bir yaratım süreci olmaktan çıkar ve…
4 YorumVarlığın Küreğinde: Venedik’te Gondol Kullananlara Ne Denir? Bir filozof için her soru, yüzeyde ne kadar basit görünürse görünsün, derin bir anlam çağrısı taşır. “Venedik’te gondol kullananlara ne denir?” sorusu da bu türdendir. Cevap basittir: Onlara gondolier ya da gondolcu denir. Ama bu kelimenin taşıdığı anlam, sadece bir meslek tanımıyla sınırlı değildir. Gondolcu, insanla doğa arasındaki diyalogun temsilcisidir; zamanla mekân arasında ince bir köprü kurar. Bu yazıda, gondolcunun varlığını üç felsefi boyutta —etik, epistemolojik ve ontolojik— ele alarak, “adı”nın ötesinde neyi temsil ettiğini sorgulayacağız. Etik Açıdan: Emek, Gelenek ve Sorumluluk Etik, insan davranışlarını doğru ve yanlış arasındaki çizgide konumlandırır. Venedik gondolcusu,…
8 YorumKarakovan Balı: Ekonomik Bir Perspektiften Değer ve Piyasa Dinamikleri Kaynakların sınırlı olduğu, ancak ihtiyaçların sınırsız olduğu bir dünyada, her birey ve toplum, sahip oldukları kaynakları en verimli şekilde kullanmak adına kararlar almak zorundadır. Ekonomistler, bu seçimlerin yalnızca bireysel faydayı değil, aynı zamanda toplumsal refahı da nasıl etkilediğini inceler. Peki ya doğal ürünler söz konusu olduğunda, bu sınırlı kaynaklar nasıl değer kazanır? İşte bu noktada, geleneksel ve özel ürünler devreye girer. Bugün inceleyeceğimiz “Karakovan balı” da, hem ekonomik anlamda hem de toplumsal açıdan değer kazanan bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Karakovan balı, yalnızca geleneksel bir tat olarak değil, aynı zamanda özel…
8 YorumHasan Yılmaz Nereli? Bir İsimden Yola Çıkarak Kimlik, Toplum ve Adalet Üzerine Bir Soru, Birçok Anlam: Nereliliğin Ötesine Bakmak “Hasan Yılmaz nereli?” sorusu ilk bakışta oldukça basit, belki de sıradan bir merak gibi görünebilir. Ancak bu sorunun arkasında, toplum olarak kimliklere, kökenlere ve aidiyete yüklediğimiz anlamlar yatar. Bu anlamlar yalnızca coğrafi değil; aynı zamanda tarihî, kültürel ve hatta toplumsal cinsiyet temelli kodlarla da şekillenir. Nereli olduğumuzu sormak, çoğu zaman karşımızdakini anlamaya çalışmaktan çok, onu bir kategoriye yerleştirme çabasına dönüşebilir. Hasan Yılmaz gibi sıradan bir isim, aslında bu kategorilerin ne kadar yaygın olduğunu, kimliklerin nasıl şekillendiğini ve toplumun çeşitlilikle kurduğu ilişkiyi…
8 Yorum